LGS İngilizce 1. ünite (Arkadaşlık) için 235 kelime ve kalıbın Türkçe anlamları ve örnek cümleleri. Anlamları gizleyip kendini test edebilir ya da listeyi yazdırabilirsin.
a priceless treasurepaha biçilemez hazineOrta
Good health and real friendship are priceless treasures. — Sağlık ve gerçek arkadaşlık paha biçilemez hazinelerdir.
acceptkabul etmekKolay
She accepted the invitation to the party. — Partiye davetiyeyi kabul etti.
activityetkinlikOrta
Swimming is my favorite summer activity. — Yüzmek benim en sevdiğim yaz etkinliğimdir.
adventurousmaceraperestOrta
My brother is adventurous and loves exploring new places. — Erkek kardeşim maceraperesttir ve yeni yerler keşfetmeyi sever.
aggressivesaldırganOrta
He gets aggressive when he loses a game. — Bir oyunu kaybettiğinde saldırganlaşır.
amusement parklunaparkOrta
Children had a lot of fun at the amusement park. — Çocuklar lunaparkta çok eğlendi.
amusingeğlenceliOrta
The comedy show was very amusing and made us laugh. — Komedi programı çok eğlenceliydi ve bizi güldürdü.
apologizeözür dilemekKolay
He apologized for being late. — Geç kaldığı için özür diledi.
arrogantkibirliOrta
Nobody likes him because he is arrogant and rude. — Kimse onu sevmez çünkü o kibirli ve kabadır.
artresim, sanatOrta
She is very creative and passionate about modern art. — Çok yaratıcıdır ve modern sanata tutkuyla bağlıdır.
atmosphereatmosferOrta
The cozy café had a warm and friendly atmosphere. — Samimi kafenin sıcak ve dostça bir atmosferi vardı.
attendkatılmakKolay
She attends school every day. — Her gün okula katılır.
awesomeharikaKolay
The concert was awesome! — Konser harikaydı!
back upyedeklemekOrta
True friends always back up each other in hard times. — Gerçek arkadaşlar zor zamanlarda her zaman birbirine arka çıkar (destekler).
bad-temperedhuysuzOrta
Our neighbor is bad-tempered and complains about everything. — Komşumuz huysuzdur ve her şeyden şikayet eder.
bandgrupKolay
My favorite rock band is giving a concert tomorrow. — En sevdiğim rock grubu yarın bir konser veriyor.
be at the same ageaynı yaşta olmakOrta
My best friend and I are at the same age. — En iyi arkadaşım ve ben aynı yaştayız.
be in a hurryacelesi olmakOrta
I must run because I am in a hurry to catch the bus. — Koşmalıyım çünkü otobüse yetişmek için acelem var.
be interested inilgi duymakOrta
Are you interested in joining the music club? — Müzik kulübüne katılmaya ilgi duyuyor musun?
become friendsarkadaş olmakOrta
We became friends on the first day of middle school. — Ortaokulun ilk gününde arkadaş olduk.
best frienden iyi arkadaşOrta
My best friend always keeps my secrets. — En iyi arkadaşım sırlarımı her zaman saklar.
beverageiçecekOrta
Cold beverages are refreshing on hot summer days. — Sıcak yaz günlerinde soğuk içecekler ferahlatıcıdır.
birthdaydoğum günüKolay
We decorated the room for my sister's birthday party. — Kız kardeşimin doğum günü partisi için odayı süsledik.
birthday partydoğum günü partisiOrta
Are you coming to my birthday party on Saturday? — Cumartesi günü doğum günü partime geliyor musun?
boringsıkıcıOrta
The lecture was so boring that many people fell asleep. — Ders o kadar sıkıcıydı ki pek çok insan uyuyakaldı.
break one's promisesözünden dönmekOrta
A dependable person will never break his promise. — Güvenilir bir insan asla sözünden dönmez.
buddykanka, yakın arkadaşOrta
He is my best buddy from school. — O benim okuldan en yakın arkadaşımdır.
build friendshiparkadaşlık kurmakOrta
It takes time and effort to build friendship. — Arkadaşlık kurmak zaman ve çaba gerektirir.
busymeşgulOrta
I am too busy to join the party tonight. — Bu gece partiye katılmak için çok meşgulüm.
calltelefonla aramak, aramakOrta
Please call me when you arrive at the airport. — Havalimanına vardığında lütfen beni telefonla ara.
call asolarak anmakOrta
Friends call him as "Speedy" because he runs so fast. — Çok hızlı koştuğu için arkadaşları onu "Hızlı" olarak anar.
calmsakinOrta
Stay calm and listen to your teacher. — Sakin kal ve öğretmenini dinle.
careönemsemek, özen göstermekOrta
True friends truly care about each other. — Gerçek arkadaşlar birbirini gerçekten önemser.
caringşefkatliOrta
She is a caring person who always helps sick animals. — O, hasta hayvanlara her zaman yardım eden şefkatli bir insandır.
casuallygelişi güzelOrta
They dressed casually for the picnic in jeans and t-shirts. — Piknik için kot ve tişörtle gelişi güzel (rahatça) giyindiler.
catch fishbalık yakalamakOrta
My grandfather taught me how to catch fish. — Dedem bana nasıl balık yakalanacağını öğretti.
celebratekutlamakKolay
We celebrate birthdays with cake. — Doğum günlerini pastayla kutlarız.
city hallbelediye binasıOrta
The mayor's office is located in the city hall. — Belediye başkanının ofisi belediye binasında yer alıyor.
closekapatmakKolay
They are close friends and share everything with each other. — Onlar yakın arkadaştır ve her şeyi birbirleriyle paylaşırlar.
close friendyakın arkadaşOrta
Ali is my close friend and we share everything. — Ali benim yakın arkadaşım ve biz her şeyi paylaşırız.
combinationkarışımOrta
Tea and simit is a classic Turkish combination. — Çay ve simit klasik bir Türk kombinasyonudur (karışımıdır).
come overuğramakOrta
Why don't you come over to my place to study together? — Birlikte ders çalışmak için neden bana uğramıyorsun?
come to the concertkonsere gelmekOrta
Would you like to come to the rock concert with me? — Benimle rock konserine gelmek ister misin?
coolhavalıOrta
Everyone thinks Mark is a very cool guy. — Herkes Mark'ın çok havalı bir çocuk olduğunu düşünüyor.
count ongüvenmekOrta
You can always count on Ali; he never breaks a promise. — Ali'ye her zaman güvenebilirsin; o asla sözünden dönmez.
crazyçılgınOrta
My brother has some crazy ideas about traveling the world. — Kardeşimin dünyayı gezmekle ilgili bazı çılgın fikirleri var.
culturalkültürelOrta
Attending folk dance shows is a great cultural experience. — Halk oyunları gösterilerine katılmak harika bir kültürel deneyimdir.
customermüşteriKolay
The store manager answered all customer questions politely. — Mağaza müdürü tüm müşteri sorularını kibarca yanıtladı.
decidekarar vermekKolay
She decided to study medicine. — Tıp okumaya karar verdi.
definitiontanımOrta
Look up the definition of the word in your dictionary. — Kelimenin tanımına sözlüğünüzden bakın.
describetanımlamakOrta
Can you describe your ideal best friend in three words? — İdeal en iyi arkadaşını üç kelimeyle tanımlayabilir misin?
desserttatlıKolay
Baklava is my favorite traditional dessert. — Baklava benim en sevdiğim geleneksel tatlıdır.
determinedkararlıOrta
She is determined to pass the exam. — Sınavı geçmeye kararlı.
differentfarklıOrta
We have different hobbies, but we get on well. — Farklı hobilerimiz var ama iyi anlaşıyoruz.
dishonestydürüst olmamaOrta
Dishonesty destroys trust in any relationship. — Dürüst olmamak herhangi bir ilişkideki güveni yok eder.
do a projectproje yapmakOrta
We are doing a science project on solar energy. — Güneş enerjisi üzerine bir fen projesi yapıyoruz.
do crazy thingsçılgın şeyler yapmakOrta
We like doing crazy things together at the weekends. — Hafta sonları birlikte çılgın şeyler yapmayı severiz.
do duties on timesorumlulukları zamanında yapmakOrta
Responsible students do their duties on time. — Sorumluluk sahibi öğrenciler görevlerini zamanında yapar.
do homeworködev yapmakOrta
Finish doing your homework before going out to play. — Oynamak için dışarı çıkmadan önce ödevini yapmayı bitir.
do sportsspor yapmakOrta
Doing sports regularly keeps you healthy and fit. — Düzenli spor yapmak sizi sağlıklı ve zinde tutar.
do you want toister misinOrta
Do you want to join our study group? — Çalışma grubumuza katılmak ister misin?
draw picturesresim çizmekOrta
She loves drawing pictures of landscapes in art class. — Resim dersinde manzara resimleri çizmeyi çok sever.
eventetkinlikKolay
The school organized a music event. — Okul bir müzik etkinliği düzenledi.
expectbeklemekKolay
I expect to get a high grade on my science test. — Fen bilgisi sınavımdan yüksek bir not almayı bekliyorum.
experiencedeneyim, deneyimlemekKolay
Traveling gives you new experiences. — Seyahat sana yeni deneyimler verir.
fairadilOrta
We need a fair way to share the chores. — Ev işlerini paylaşmak için adil bir yöntem gerekiyor.
family tieaile bağıZor
Turkish culture places great importance on family ties. — Türk kültürü aile bağlarına büyük önem verir.
fashionablemoda, modayı takip edenOrta
She always wears fashionable clothes to school. — Okula her zaman modaya uygun kıyafetler giyer.
feel aloneyalnız hissetmekOrta
With good friends around, you never feel alone. — Etrafında iyi arkadaşlar varken asla yalnız hissetmezsin.
feel thirstysusamakOrta
After running in the sun, I felt very thirsty. — Güneşte koştuktan sonra çok susadım.
findbulmakOrta
I hope you find your lost keys soon. — Umarım kayıp anahtarlarını yakında bulursun.
friendarkadaşOrta
A loyal friend is a priceless treasure. — Sadık bir arkadaş paha biçilemez bir hazinedir.
friendshiparkadaşlıkKolay
Friendship is more important than money. — Arkadaşlık paradan daha önemlidir.
fullkarnı tok, tokOrta
No more dessert for me, I am completely full. — Benim için daha fazla tatlı olmasın, tamamen karnım tok.
funnykomikOrta
He tells hilarious jokes and makes us laugh; he is so funny. — Çok komik fıkralar anlatır ve bizi güldürür; o çok komiktir.
generationsnesillerOrta
These traditions have been passed down through generations. — Bu gelenekler nesiller boyunca aktarılmıştır.
generouscömertKolay
My grandmother is very generous. — Büyükannem çok cömerttir.
get on well with somebodybiriyle iyi geçinmekZor
I get on well with my classmates because they are friendly. — Sınıf arkadaşlarımla iyi geçinirim çünkü çok cana yakınlar.
give a concertkonser vermekOrta
The famous band will give a concert next month. — Ünlü müzik grubu gelecek ay konser verecek.
give a partyparti vermekOrta
We want to give a party for Jack's graduation. — Jack'in mezuniyeti için bir parti vermek istiyoruz.
give a reasonsebep bildirmek, sebep belirtmekOrta
If you refuse the invitation, you should give a reason. — Daveti reddedersen bir sebep bildirmelisin.
give advicetavsiye vermekOrta
My parents always give good advice when I have a problem. — Bir sorunum olduğunda ailem her zaman iyi tavsiye verir.
give an explanationaçıklama yapmakOrta
He gave a detailed explanation for being late. — Geç kaldığı için ayrıntılı bir açıklama yaptı.
go campingkamp yapmakKolay
We packed our tents and sleeping bags to go camping in the mountains. — Dağlarda kamp yapmak için çadırlarımızı ve uyku tulumlarımızı topladık.
go for a walkyürüyüşe çıkmakOrta
Let's go for a walk in the park after dinner. — Akşam yemeğinden sonra parkta yürüyüşe çıkalım.
go hikingdoğa yürüyüşüne gitmekOrta
We wore our sturdy boots to go hiking in the mountains. — Dağlarda doğa yürüyüşüne gitmek için sağlam botlarımızı giydik.
go on a picnicpikniğe gitmekOrta
It is a sunny day, perfect to go on a picnic. — Güneşli bir gün, pikniğe gitmek için mükemmel.
go outdışarı çıkmakOrta
Do you want to go out and have some fresh air? — Dışarı çıkıp biraz temiz hava almak ister misin?
go to the cinemasinemaya gitmekOrta
We often go to the cinema on Friday evenings. — Cuma akşamları sık sık sinemaya gideriz.
greatharikaOrta
We had a great time at the birthday party. — Doğum günü partisinde harika vakit geçirdik.
guestkonuk, misafirOrta
We invited twenty guests to our dinner. — Akşam yemeğimize yirmi konuk davet ettik.
have a friend for lifeömürlük arkadaşı olmakOrta
If you are honest, you will have a friend for life. — Dürüst olursan ömürlük bir arkadaşın olur.
have a matchmaç yapmakOrta
Our school football team will have a match tomorrow. — Okul futbol takımımız yarın bir maç yapacak.
have a partyparti vermekOrta
Are you going to have a party on your birthday? — Doğum gününde bir parti verecek misin?
have a pizza partypizza partisi vermekOrta
We decided to have a pizza party after the exam. — Sınavdan sonra pizza partisi vermeye karar verdik.
have a strong bond with sbbiriyle güçlü bağları olmakOrta
I have a strong bond with my childhood friend. — Çocukluk arkadaşımla güçlü bir bağım var.
have an excusemazereti olmakOrta
She has a good excuse for missing the class. — Dersi kaçırmak için geçerli bir mazereti var.
have fun with sbbirlikte eğlenmekOrta
I always have fun with my buddies after school. — Okuldan sonra kankalarımla her zaman birlikte eğlenirim.
have similar interestsbenzer ilgilere sahip olmakOrta
We have similar interests like listening to music and cycling. — Müzik dinlemek ve bisiklete binmek gibi benzer ilgilere sahibiz.
have the same opinionsaynı fikirlere sahip olmakOrta
We don't always have the same opinions, but we respect each other. — Her zaman aynı fikirlere sahip olmayabiliriz ama birbirimize saygı duyarız.
have the same personalitiesaynı karakter özelliklerine sahip olmakOrta
Twins usually have the same personalities. — İkizler genellikle aynı kişilik özelliklerine sahip olurlar.
have things in commonortak noktaları olmakOrta
We are best friends because we have many things in common. — En iyi arkadaşız çünkü birçok ortak noktamız var.
helpyardım etmekOrta
Can you help me with this question? — Bu soruda bana yardım edebilir misin?
helpmatecan yoldaşıOrta
My sister has always been my best helpmate. — Kız kardeşim her zaman benim en iyi can yoldaşım (yardımcım) olmuştur.
honestdürüstKolay
An honest person always tells the truth. — Dürüst bir insan her zaman doğruyu söyler.
how aboutne dersinOrta
How about having a cup of coffee? — Bir fincan kahve içmeye ne dersin?
I have other plansbaşka planlarım varOrta
I can't attend because I have other plans. — Katılamam çünkü başka planlarım var.
I must finish my projectprojemi bitirmeliyimOrta
I can't go out because I must finish my project. — Dışarı çıkamam çünkü projemi bitirmeliyim.
I should go homeeve gitmeliyimOrta
It is getting dark, I should go home now. — Hava kararıyor, artık eve gitmeliyim.
I'd love toçok isterimOrta
I'd love to, thank you for inviting me. — Çok isterim, beni davet ettiğin için teşekkür ederim.
I'd love to, but I can'tçok isterim ama yapamamOrta
I'd love to, but I can't come because I'm ill. — Çok isterim ama gelemem çünkü hastayım.
I'm afraid I'm busyüzgünüm, meşgulümOrta
I'm afraid I'm busy on Sunday, so I can't join. — Korkarım pazar günü meşgulüm, bu yüzden katılamam.
I'm fulltokumOrta
No more cake, thanks, I'm full. — Daha fazla kek almayayım, teşekkürler, tokum.
I'm sorry, but I can'tüzgünüm ama yapamamOrta
I'm sorry, but I can't accept your invitation. — Üzgünüm ama davetinizi kabul edemem.
I'm stuffedtokumOrta
I ate so much pizza that I'm stuffed. — O kadar çok pizza yedim ki karnım tıka basa tok.
I'm visiting my auntteyzemi ziyaret edeceğimOrta
This Saturday I'm visiting my aunt in hospital. — Bu cumartesi hastanedeki teyzemi ziyaret edeceğim.
in advanceöncedenOrta
It is better to book your train tickets weeks in advance. — Tren biletlerinizi haftalar öncesinden (önceden) ayırtmak daha iyidir.
in order toiçin, -mek içinOrta
She practices every day in order to improve her English. — İngilizcesini geliştirmek için her gün pratik yapıyor.
individualbirey, bireyselOrta
Each individual has a responsibility to protect nature. — Her bireysel vatandaşın doğayı koruma sorumluluğu vardır.
informbilgilendirmekKolay
Please inform me about the meeting. — Lütfen beni toplantı hakkında bilgilendirin.
interestilgiKolay
She has a keen interest in painting and modern art. — Resim ve modern sanata karşı yoğun bir ilgisi var.
introducetanıtmakOrta
Let me introduce my new classmate to you. — Yeni sınıf arkadaşımı sana tanıtmama izin ver.
invitationdavetKolay
I received an invitation to the wedding. — Düğüne bir davet aldım.
invitedavet etmekOrta
Did you invite your classmates to the picnic? — Sınıf arkadaşlarını pikniğe davet ettin mi?
it sounds awesomekulağa harika geliyorOrta
A picnic by the lake? It sounds awesome! — Göl kenarında piknik mi? Kulağa harika geliyor!
jealouskıskançOrta
Don't be jealous of your friends. — Arkadaşlarını kıskanma.
joinkatılmakKolay
Would you like to join our team? — Takımımıza katılmak ister misin?
kindkibar, nazikOrta
She is very kind and always helps people in need. — O çok kibardır ve yardıma muhtaç insanlara her zaman yardım eder.
laid-backrahat, kaygısızOrta
He has a laid-back attitude towards stress. — Strese karşı rahat ve kaygısız bir tutumu vardır.
lentil soupmercimek çorbasıKolay
Hot lentil soup is a beloved traditional starter in Turkey. — Sıcak mercimek çorbası Türkiye'de çok sevilen geleneksel bir başlangıçtır.
localyerelKolay
We bought vegetables from the local market. — Yerel marketten sebze aldık.
look afterbakmak, göz kulak olmakOrta
Can you look after my cat while I am on vacation? — Ben tatildeyken kedime göz kulak olabilir misin?
loyalsadıkOrta
A loyal friend supports you in difficult times. — Sadık bir arkadaş zor zamanlarında seni destekler.
loyaltysadakatOrta
Loyalty is the most important quality in friendship. — Sadakat arkadaşlıktaki en önemli özelliktir.
maile-posta göndermekOrta
I will mail the invitation cards this afternoon. — Davetiyeleri bu öğleden sonra postalayacağım.
main dishana yemekKolay
For our main dish, we ordered grilled meatballs with rice. — Ana yemek olarak pirinç pilavı ile ızgara köfte sipariş ettik.
matearkadaş, dostOrta
My best mate lives next door. — En iyi arkadaşım yan evde yaşıyor.
meankötüOrta
Don't be mean to your younger brother; share your toys. — Küçük kardeşine kötü davranma; oyuncaklarını paylaş.
meatballköfteKolay
My grandmother makes the most delicious meatballs in the world. — Büyükannem dünyanın en lezzetli köftelerini yapar.
meet up with friendsarkadaşlarla buluşmakOrta
I usually meet up with friends at the cafe after school. — Okuldan sonra kafede genellikle arkadaşlarımla buluşurum.
memoryhafızaKolay
That trip is my best memory. — O gezi en güzel anımdır.
music bandmüzik grubuKolay
The school music band rehearses in the auditorium every Friday. — Okul müzik grubu her cuma oditoryumda prova yapar.
mutualkarşılıklıOrta
Their friendship is based on mutual respect and trust. — Onların arkadaşlığı karşılıklı saygı ve güvene dayanır.
my cousin is comingkuzenim geliyorOrta
I have to stay home; my cousin is coming to visit. — Evde kalmak zorundayım; kuzenim ziyarete geliyor.
need helpyardıma ihtiyacı olmakOrta
Whenever you need help, you can count on me. — Ne zaman yardıma ihtiyacın olursa bana güvenebilirsin.
neighbourkomşuOrta
Our next-door neighbour is very friendly and helpful. — Yan komşumuz çok dost canlısı ve yardımseverdir.
no matterfark etmeksizinOrta
I will support you no matter what happens. — Ne olursa olsun (fark etmeksizin) seni destekleyeceğim.
occupiedmeşgulOrta
The line is occupied, so I will call back later. — Hat meşgul, bu yüzden daha sonra tekrar arayacağım.
occurmeydana gelmekKolay
Earthquakes occur when tectonic plates slip past one another. — Depremler tektonik plakalar birbirinin yanından kaydığında meydana gelir.
of coursetabii kiOrta
Of course! I would never miss your party. — Tabii ki! Partini asla kaçırmazdım.
offerteklif etmekOrta
They offered us some cold lemonade. — Bize biraz soğuk limonata ikram ettiler (teklif ettiler).
online game partyçevrim içi oyun partisiOrta
We organized an online game party with our classmates. — Sınıf arkadaşlarımızla çevrim içi bir oyun partisi düzenledik.
opportunityfırsatKolay
This is a great opportunity to learn. — Bu öğrenmek için harika bir fırsat.
organizedüzenlemekKolay
We organized a surprise party for her. — Onun için sürpriz bir parti düzenledik.
outgoingdışa dönükOrta
An outgoing person easily makes new friends. — Dışa dönük bir insan kolayca yeni arkadaşlar edinir.
panictelaş yapmakOrta
Stay calm and do not panic during an emergency. — Sakin olun ve bir acil durumda telaş yapmayın.
patiencesabırOrta
You need patience when dealing with difficult tasks. — Zor görevlerle uğraşırken sabra ihtiyacınız vardır.
patientsabırlıOrta
Our teacher is very patient with all students. — Öğretmenimiz tüm öğrencilere karşı çok sabırlıdır.
plan a partyparti planlamakOrta
Let's plan a surprise party for our teacher. — Öğretmenimiz için sürpriz bir parti planlayalım.
play basketballbasketbol oynamakOrta
They play basketball in the school backyard. — Okul bahçesinde basketbol oynarlar.
play computer gamesbilgisayar oyunları oynamakOrta
Playing computer games for hours is not good for your eyes. — Saatlerce bilgisayar oyunları oynamak gözlerinize iyi gelmez.
play tennistenis oynamakOrta
He goes to the court every Sunday to play tennis. — Tenis oynamak için her pazar kortlara gider.
politekibar, nazikOrta
Saying "please" and "thank you" is polite. — "Lütfen" ve "teşekkür ederim" demek nazikçedir.
prefertercih etmekKolay
I prefer tea to coffee. — Kahveye çayı tercih ederim.
preparehazırlamakOrta
My mother prepares healthy meals for the family. — Annem aile için sağlıklı yemekler hazırlar.
primary schoolilkokulKolay
I made my very first friend when I was in primary school. — İlk arkadaşımı ilkokuldayken edindim.
promisesöz vermekOrta
I promise I will never share your secret with anyone. — Sırrını asla kimseyle paylaşmayacağıma söz veriyorum.
punctualdakikOrta
Tom is always punctual; he is never late for meetings. — Tom her zaman dakiktir; toplantılara asla geç kalmaz.
read bookskitap okumakOrta
Reading books expands your vocabulary and knowledge. — Kitap okumak kelime dağarcığınızı ve bilginizi geliştirir.
refer toifade etmekOrta
The term "buddy" refers to a close friend. — "Buddy" terimi yakın bir arkadaşı ifade eder.
refusereddetmekKolay
She refused to eat the spicy food. — Acılı yemeği yemeyi reddetti.
relationilişkiOrta
There is a close relation between trust and friendship. — Güven ve arkadaşlık arasında yakın bir ilişki vardır.
relationshipilişkiOrta
They have a strong relationship. — Güçlü bir ilişkileri var.
relaxedrahatOrta
He has a relaxed attitude and never worries easily. — Rahat bir tavrı vardır ve kolay kolay endişelenmez.
reliablegüvenilirOrta
You can trust Ayşe, she is a reliable person. — Ayşe'ye güvenebilirsin, o güvenilir bir insandır.
rely ongüvenmekOrta
You can always rely on your true friends. — Gerçek arkadaşlarına her zaman güvenebilirsin.
remainsürmek, kalmakOrta
We remained close friends even after moving to different cities. — Farklı şehirlere taşındıktan sonra bile yakın arkadaş kalmaya devam ettik.
replycevaplamakOrta
Please reply to my text message as soon as possible. — Lütfen mesajıma mümkün olan en kısa sürede cevap ver.
respectsaygı duymakOrta
True friends respect each other's choices. — Gerçek arkadaşlar birbirlerinin tercihlerine saygı duyar.
respectfulsaygılıKolay
Students should be polite and respectful to their teachers. — Öğrenciler öğretmenlerine karşı kibar ve saygılı olmalıdır.
responsecevapOrta
I am waiting for your response to my invitation. — Davetime vereceğin cevabı bekliyorum.
reunionbuluşmaKolay
We had an emotional high school reunion ten years after graduation. — Mezuniyetten on yıl sonra duygusal bir lise buluşması yaptık.
saladsalataKolay
She ordered a green salad with fresh tomatoes and olive oil. — Taze domates ve zeytinyağlı yeşil bir salata sipariş etti.
sameaynıOrta
We like the same types of music and movies. — Aynı tür müzikleri ve filmleri severiz.
self-centeredbencilOrta
Nobody likes a self-centered person who never shares. — Hiçbir şeyini paylaşmayan bencil bir insanı kimse sevmez.
self-disciplinedöz disiplinliOrta
A self-disciplined student studies regularly every day. — Öz disiplinli bir öğrenci her gün düzenli ders çalışır.
seriousciddiOrta
He has a serious expression during exams. — Sınavlar sırasında ciddi bir ifadesi vardır.
sharepaylaşmakKolay
Good friends share their happiness and problems with each other. — İyi arkadaşlar mutluluklarını ve sorunlarını birbirleriyle paylaşırlar.
share feelingsduyguları paylaşmakOrta
Close friends comfortably share their feelings. — Yakın arkadaşlar duygularını rahatça paylaşır.
share secretssırları paylaşmakOrta
I only share secrets with people I trust. — Sırlarımı yalnızca güvendiğim insanlarla paylaşırım.
share similar interestsbenzer ilgileri paylaşmakOrta
Friends who share similar interests spend great time together. — Benzer ilgileri paylaşan arkadaşlar birlikte harika vakit geçirir.
similarbenzerKolay
These two books are very similar. — Bu iki kitap çok benzer.
slumber partypijama partisiKolay
The girls watched movies and told jokes at the slumber party. — Kızlar pijama partisinde film izlediler ve şakalar anlattılar.
snacksatıştırmalıklarOrta
She brought delicious snacks like chips and nuts to the picnic. — Pikniğe cips ve kuruyemiş gibi lezzetli atıştırmalıklar getirdi.
sneakysinsiOrta
A sneaky fox stole the farmer's eggs quietly. — Sinsi bir tilki çiftçinin yumurtalarını sessizce çaldı.
solemnciddi, ağırbaşlıOrta
The atmosphere in the ceremony was solemn and quiet. — Törendeki atmosfer ağırbaşlı ve sessizdi.
soupçorbaKolay
A bowl of warm chicken soup is great when you feel cold. — Üşüdüğünüzde bir kase sıcak tavuk çorbası harikadır.
spend time togetherbirlikte vakit geçirmekOrta
We love spending time together after class. — Dersten sonra birlikte vakit geçirmeyi çok seviyoruz.
stubborninatçıOrta
He is too stubborn to change his mind. — Fikrini değiştirmek için çok inatçı.
stuffedkarnı tok, tokOrta
The dinner was delicious and I am stuffed. — Akşam yemeği çok lezzetliydi ve karnım tıka basa tok.
supportdesteklemekKolay
Friends should support each other. — Arkadaşlar birbirlerini desteklemeli.
supportivedestekleyiciOrta
My parents are always supportive of my educational goals. — Anne babam eğitim hedeflerime karşı her zaman destekleyicidir.
survivehayatta kalmakOrta
True friendships can survive difficult times. — Gerçek arkadaşlıklar zor zamanları atlatıp hayatta kalabilir.
swimmingyüzmeOrta
Swimming in the cool sea is so refreshing in summer. — Yazın serin denizde yüzmek çok ferahlatıcıdır.
tactfulince düşünceliOrta
She was tactful and chose her words carefully so as not to hurt anyone. — Kimseyi kırmamak için ince düşünceli davrandı ve sözlerini dikkatle seçti.
take everything seriouslyher şeyi ciddiye almakOrta
Don't take everything seriously, it was just a joke. — Her şeyi ciddiye alma, sadece bir şakaydı.
take ordersipariş almakKolay
The waiter came to our table to take our order. — Garson siparişimizi almak için masamıza geldi.
tell liesyalan söylemekOrta
An honest person never tells lies. — Dürüst bir insan asla yalan söylemez.
tell secretssır paylaşmak, sırları anlatmakOrta
Never tell secrets of your friends to others. — Arkadaşlarının sırlarını asla başkalarına anlatma.
textmesaj yazmakOrta
Text me when you get home safely. — Eve sağ salim vardığında bana mesaj yaz.
that would be greatharika olurOrta
That would be great, I really need some fun. — Harika olur, gerçekten biraz eğlenceye ihtiyacım var.
theatertiyatroKolay
We bought tickets to see a comedy play at the local theater. — Yerel tiyatroda bir komedi oyunu izlemek için bilet aldık.
thrillingheyecan vericiOrta
Riding the roller coaster with my buddies was thrilling. — Kankalarımla hız trenine binmek heyecan vericiydi.
togetherbirlikteKolay
Let's study English vocabulary together after school. — Okuldan sonra birlikte İngilizce kelime çalışalım.
tonightbu geceKolay
Would you like to come over to our house for dinner tonight? — Bu gece akşam yemeği için bize gelmek ister misin?
tram stationtramvay durağıKolay
Meet me near the tram station after school. — Okuldan sonra benimle tramvay durağının yakınında buluş.
true friendgerçek arkadaşOrta
A true friend backs you up in tough times. — Gerçek bir arkadaş zor zamanlarında sana destek olur.
trustgüvenmekKolay
I trust my best friend completely. — En iyi arkadaşıma tamamen güvenirim.
trustfulgüvenilirOrta
He is an honest and trustful friend. — O dürüst ve güvenilir bir arkadaştır.
truthgerçekKolay
An honest friend will always tell you the painful truth. — Dürüst bir arkadaş size her zaman acı gerçeği söyler.
unconditional lovekoşulsuz sevgiOrta
Parents show unconditional love to their children. — Ebeveynler çocuklarına koşulsuz sevgi gösterir.
understand each otherbirbirini anlamakOrta
Good friends understand each other without saying many words. — İyi arkadaşlar çok kelime sarf etmeden birbirini anlar.
understandinganlayışlıOrta
Thank you for being so understanding about my situation. — Durumum konusunda bu kadar anlayışlı olduğunuz için teşekkür ederim.
unreliablegüvenilmezOrta
Don't depend on an unreliable person who frequently breaks promises. — Sık sık sözünü bozan güvenilmez bir insana bel bağlamayın.
untilkadarKolay
We played board games until midnight. — Gece yarısına kadar kutu oyunları oynadık.
vacationtatilKolay
We are planning a relaxing seaside vacation for this summer. — Bu yaz için deniz kenarında dinlendirici bir tatil planlıyoruz.
visit grandparentsbüyükanne ve büyükbabayı ziyaret etmekOrta
We visit our grandparents every Eid. — Her bayram büyükanne ve büyükbabamızı ziyaret ederiz.
visit museumsmüzeleri ziyaret etmekOrta
Tourists enjoy visiting museums to learn about history. — Turistler tarihi öğrenmek için müzeleri ziyaret etmekten hoşlanırlar.
waitbeklemekOrta
Please wait for me outside the cinema. — Lütfen beni sinemanın dışında bekle.
waiter/waitressgarsonKolay
The friendly waiter/waitress brought us cold lemonade right away. — Cana yakın garson bize hemen soğuk limonata getirdi.
watch a moviefilm izlemekOrta
Shall we stay at home and watch a comedy movie? — Evde kalıp bir komedi filmi izleyelim mi?
what aboutne dersinOrta
What about going to the match this weekend? — Bu hafta sonu maça gitmeye ne dersin?
why don't youneden yapmıyorsunOrta
Why don't you ask your teacher for help? — Neden öğretmeninden yardım istemiyorsun?
why notneden olmasınOrta
Yeah, why not? I have nothing else to do. — Evet, neden olmasın? Yapacak başka bir işim yok.
would you like toister misinOrta
Would you like to come over to my house tonight? — Bu gece bizim eve gelmek ister misin?
Bu ünitede eşleşen kelime yok.
Bu kelimeler LGS'de bağlam içinde sorulur. Aşağıdaki sorular uygulamadaki 1000 açıklamalı sorudan seçildi; önce kendin çöz, sonra açıklamaya bak. Soru kökleri için çalışma rehberine göz atabilirsin.