7. Sınıf İngilizce 2. Ünite: Sports Kelimeleri
7. sınıf İngilizce 2. ünite (Spor) için 71 kelime ve kalıbın Türkçe anlamları ve örnek cümleleri, konulara göre gruplanmış hâlde. Anlamları gizleyip kendini test edebilir ya da listeyi yazdırabilirsin.
- Sağlıklı yaşam ve günlük rutin
- wake up earlyerken uyanmak
Athletes usually wake up early. — Sporcular genellikle erken uyanır.
- get up earlyerken kalkmak
I get up early on school days. — Okul günlerinde erken kalkarım.
- get up lategeç kalkmak
I get up late on Sundays. — Pazar günleri geç kalkarım.
- eat a full breakfasttam bir kahvaltı yapmak
Eat a full breakfast before the match. — Maçtan önce tam bir kahvaltı yap.
- eat healthy foodsağlıklı yiyecekler yemek
Swimmers eat healthy food. — Yüzücüler sağlıklı yiyecekler yer.
- go on a dietdiyete başlamak
My uncle went on a diet last month. — Amcam geçen ay diyete başladı.
- have a special dietözel bir diyet uygulamak
Professional players have a special diet. — Profesyonel oyuncular özel bir diyet uygular.
- have junk foodabur cubur yemek
I never have junk food before training. — Antrenmandan önce asla abur cubur yemem.
- have energy drinksenerji içeceği içmek
Children shouldn't have energy drinks. — Çocuklar enerji içeceği içmemeli.
- give energyenerji vermek
Bananas give energy. — Muz enerji verir.
- make someone strongbirini güçlü yapmak
Regular exercise makes you strong. — Düzenli egzersiz seni güçlü yapar.
- keep fitformda kalmak
I go jogging to keep fit. — Formda kalmak için koşuya çıkarım.
- take a napkestirmek, şekerleme yapmak
I take a nap after training. — Antrenmandan sonra kestiririm.
- restdinlenmek
Players rest before a big match. — Oyuncular büyük bir maçtan önce dinlenir.
- regularlydüzenli olarak
She goes swimming regularly. — O düzenli olarak yüzmeye gider.
- daily activitiesgünlük aktiviteler
Write your daily activities in your notebook. — Günlük aktivitelerini defterine yaz.
- weekly routinehaftalık rutin
Training is part of my weekly routine. — Antrenman haftalık rutinimin bir parçası.
- Maç ve yarışma
- score a pointsayı yapmak, sayı almak
Our team scored a point in the last minute. — Takımımız son dakikada sayı yaptı.
- hit a balltopa vurmak
In tennis, you hit the ball with a racket. — Teniste topa raketle vurursun.
- throwatmak, fırlatmak
Throw the ball to me! — Topu bana at!
- touchdokunmak
In football, players can't touch the ball with their hands. — Futbolda oyuncular topa elleriyle dokunamaz.
- beatyenmek
We beat the other team 3-1. — Diğer takımı 3-1 yendik.
- winkazanmak
Our school won the volleyball championship. — Okulumuz voleybol şampiyonluğunu kazandı.
- losekaybetmek
Don't be sad when you lose a match. — Bir maçı kaybettiğinde üzülme.
- drawberabere kalmak
The two teams drew 2-2. — İki takım 2-2 berabere kaldı.
- cheertezahürat yapmak
The spectators cheered for their team. — Seyirciler takımları için tezahürat yaptı.
- successbaşarı
Hard work brings success. — Çok çalışmak başarı getirir.
- succeedbaşarmak
You can succeed if you train regularly. — Düzenli antrenman yaparsan başarabilirsin.
- interviewröportaj, görüşme
The reporter had an interview with the athlete. — Muhabir sporcuyla bir röportaj yaptı.
- watch a matchmaç izlemek
We watch a match together every Saturday. — Her cumartesi birlikte maç izleriz.
- goalgol; hedef
My goal is to be a professional swimmer. — Hedefim profesyonel bir yüzücü olmak.
- championshipşampiyonluk
They won the championship last year. — Geçen yıl şampiyonluğu kazandılar.
- medalmadalya
She won a gold medal in the race. — Yarışta altın madalya kazandı.
- compete in the racesyarışlara katılmak, yarışmak
He competes in the races every summer. — Her yaz yarışlara katılır.
- injurysakatlık, yaralanma
He can't play because of an injury. — Sakatlığı yüzünden oynayamıyor.
- hurtacımak; incitmek
My leg hurts after the match. — Maçtan sonra bacağım acıyor.
- Spor türleri
- sportspor
Football is a popular sport in Türkiye. — Futbol Türkiye'de popüler bir spordur.
- indoor sportskapalı alan sporları
Volleyball and judo are indoor sports. — Voleybol ve judo kapalı alan sporlarıdır.
- outdoor sportsaçık alan sporları
Cycling and skiing are outdoor sports. — Bisiklet ve kayak açık alan sporlarıdır.
- team sportstakım sporları
Basketball and football are team sports. — Basketbol ve futbol takım sporlarıdır.
- team gametakım oyunu
Volleyball is a team game. — Voleybol bir takım oyunudur.
- individual sportsbireysel sporlar
Tennis and swimming are individual sports. — Tenis ve yüzme bireysel sporlardır.
- cyclingbisiklet sürme
Cycling is good for your legs. — Bisiklet sürmek bacaklarına iyi gelir.
- surfingsörf yapma
We go surfing in the summer. — Yazın sörf yapmaya gideriz.
- skiingkayak yapma
Skiing is popular in Erzurum. — Erzurum'da kayak popülerdir.
- skatingpaten kayma
My sister loves skating in the park. — Kız kardeşim parkta paten kaymayı çok sever.
- ice skatingbuz pateni
Ice skating is difficult at first. — Buz pateni başta zordur.
- do judojudo yapmak
I do judo twice a week. — Haftada iki kez judo yaparım.
- jogginghafif tempolu koşu
My father goes jogging in the morning. — Babam sabahları hafif tempolu koşuya çıkar.
- go runningkoşuya çıkmak
Let's go running in the park. — Hadi parkta koşuya çıkalım.
- go swimmingyüzmeye gitmek
We go swimming on Saturdays. — Cumartesileri yüzmeye gideriz.
- breaststrokekurbağalama yüzme
Breaststroke is my favourite swimming style. — Kurbağalama en sevdiğim yüzme stilidir.
- freestyleserbest stil (yüzme)
She won the 100-metre freestyle race. — 100 metre serbest stil yarışını kazandı.
- Antrenman
- runkoşmak
I run five kilometres every morning. — Her sabah beş kilometre koşarım.
- trainantrenman yapmak
The team trains three times a week. — Takım haftada üç kez antrenman yapar.
- work outegzersiz yapmak, spor yapmak
I work out at the gym after school. — Okuldan sonra spor salonunda egzersiz yaparım.
- do heavy exercisesağır egzersizler yapmak
Don't do heavy exercises after a big meal. — Ağır bir yemekten sonra ağır egzersizler yapma.
- work with the weightsağırlık çalışmak
He works with the weights to get stronger. — Daha güçlü olmak için ağırlık çalışıyor.
- join a sports activitybir spor etkinliğine katılmak
Every student can join a sports activity at school. — Her öğrenci okulda bir spor etkinliğine katılabilir.
- Kişiler, yerler ve malzemeler
- playeroyuncu
He is the best player in our team. — O, takımımızın en iyi oyuncusu.
- spectatorseyirci, izleyici
There were thousands of spectators at the stadium. — Stadyumda binlerce seyirci vardı.
- opponentrakip
Our opponent was very strong. — Rakibimiz çok güçlüydü.
- athleteatlet, sporcu
Athletes train every day. — Sporcular her gün antrenman yapar.
- swimmeryüzücü
She is a fast swimmer. — O hızlı bir yüzücü.
- swimming poolyüzme havuzu
Our school has a swimming pool. — Okulumuzun bir yüzme havuzu var.
- gymspor salonu
I go to the gym three days a week. — Haftada üç gün spor salonuna giderim.
- fieldsaha (açık alan)
The players are on the football field. — Oyuncular futbol sahasında.
- courtkort, saha
We play tennis on the court near our house. — Evimizin yakınındaki kortta tenis oynarız.
- equipmentekipman, malzeme
You need special equipment for skiing. — Kayak için özel ekipmana ihtiyacın var.
- racketraket
I need a new tennis racket. — Yeni bir tenis raketine ihtiyacım var.
- netfile
The ball hit the net. — Top fileye çarptı.
Bu ünitede eşleşen kelime yok.
Bu kelimeleri ezberlemek yerine kalıcı öğren.
7. sınıfta öğrendiğin kelimeler 8. sınıf ünitelerinin temelidir. Uygulamayla 8. sınıf ve LGS kelimelerine şimdiden quiz, kart ve oyunlarla başla.