7. Sınıf İngilizce 1. Ünite: Appearance and Personality Kelimeleri
7. sınıf İngilizce 1. ünite (Görünüş ve Kişilik) için 97 kelime ve kalıbın Türkçe anlamları ve örnek cümleleri, konulara göre gruplanmış hâlde. Anlamları gizleyip kendini test edebilir ya da listeyi yazdırabilirsin.
- Görünüş (Appearance)
- curly hairkıvırcık saç
My sister has curly hair. — Kız kardeşimin kıvırcık saçları var.
- straight hairdüz saç
Elif has long, straight hair. — Elif'in uzun, düz saçları var.
- wavy hairdalgalı saç
Her wavy hair looks nice. — Dalgalı saçları güzel görünüyor.
- long hairuzun saç
Does your mother have long hair? — Annenin saçları uzun mu?
- blonde hairsarı saç
The girl with blonde hair is my cousin. — Sarı saçlı kız benim kuzenim.
- grey hairkır saç, gri saç
My grandfather has grey hair. — Dedemin saçları kır.
- big eyesbüyük gözler
The baby has big eyes. — Bebeğin büyük gözleri var.
- cute / prettyşirin, sevimli / hoş, güzel
Your little brother is very cute. — Küçük erkek kardeşin çok şirin.
- handsomeyakışıklı
Her father is tall and handsome. — Babası uzun boylu ve yakışıklı.
- beautifulgüzel
She is a beautiful woman with green eyes. — O, yeşil gözlü güzel bir kadın.
- attractiveçekici
The actor is very attractive. — Oyuncu çok çekici.
- uglyçirkin
The monster in the film is ugly. — Filmdeki canavar çirkin.
- talluzun boylu
Mert is the tallest student in our class. — Mert sınıfımızdaki en uzun boylu öğrenci.
- shortkısa boylu
I am short, so I can't reach the shelves. — Kısa boyluyum, bu yüzden raflara uzanamıyorum.
- medium heightorta boylu
My teacher is of medium height. — Öğretmenim orta boylu.
- slim / thinince, zayıf
Ali is slim because he plays basketball every day. — Ali her gün basketbol oynadığı için zayıf.
- of medium weightorta kilolu
My uncle is of medium weight. — Amcam orta kilolu.
- fat / plumpşişman / tombul, hafif kilolu
Our cat is a little plump. — Kedimiz biraz tombul.
- well-builtyapılı, iri yapılı
The basketball player is tall and well-built. — Basketbolcu uzun boylu ve iri yapılı.
- baldkel
My grandfather is bald. — Dedem kel.
- oldyaşlı
Our neighbour is old but very active. — Komşumuz yaşlı ama çok hareketli.
- younggenç
My aunt is young and cheerful. — Teyzem genç ve neşeli.
- middle-agedorta yaşlı
Our coach is a middle-aged man. — Antrenörümüz orta yaşlı bir adam.
- with a headscarfbaşörtülü
The woman with a headscarf is my mother. — Başörtülü kadın benim annem.
- with frecklesçilli
Zeynep is a girl with freckles. — Zeynep çilli bir kız.
- with glassesgözlüklü
The boy with glasses is my best friend. — Gözlüklü çocuk benim en iyi arkadaşım.
- with brown hairkahverengi saçlı
My brother is a boy with brown hair. — Erkek kardeşim kahverengi saçlı bir çocuk.
- with black hairsiyah saçlı
The girl with black hair is very talkative. — Siyah saçlı kız çok konuşkan.
- with dark hairkoyu renk saçlı
He is a tall man with dark hair. — O, koyu renk saçlı, uzun boylu bir adam.
- with blue eyesmavi gözlü
The baby with blue eyes is very cute. — Mavi gözlü bebek çok sevimli.
- with green eyesyeşil gözlü
My cousin is a girl with green eyes. — Kuzenim yeşil gözlü bir kız.
- with hazel eyesela gözlü
My father is a man with hazel eyes. — Babam ela gözlü bir adam.
- with brown eyeskahverengi gözlü
I have a cousin with brown eyes. — Kahverengi gözlü bir kuzenim var.
- Kişilik (Personality)
- cheerfulneşeli
She is always cheerful and smiles a lot. — O her zaman neşelidir ve çok güler.
- clumsysakar
I am clumsy. I always drop my things. — Sakarım. Eşyalarımı hep düşürürüm.
- creativeyaratıcı
Ece is creative. She draws amazing pictures. — Ece yaratıcı. Harika resimler çizer.
- easy-goinguyumlu, rahat
My best friend is easy-going, so we never argue. — En iyi arkadaşım uyumlu, bu yüzden hiç tartışmayız.
- fairadil
Our teacher is fair to all students. — Öğretmenimiz tüm öğrencilere karşı adil.
- forgetfulunutkan
He is forgetful. He often forgets his homework. — O unutkan. Ödevini sık sık unutur.
- funnykomik
My uncle is funny. He always makes jokes. — Amcam komik. Hep şaka yapar.
- generouscömert
She is generous. She often buys gifts for her friends. — O cömert. Arkadaşlarına sık sık hediye alır.
- hardworkingçalışkan
Mert is hardworking, so he gets high marks. — Mert çalışkan, bu yüzden yüksek notlar alır.
- helpfulyardımsever
My neighbour is helpful. She helps old people. — Komşum yardımsever. Yaşlılara yardım eder.
- honestdürüst
An honest person always tells the truth. — Dürüst bir insan her zaman doğruyu söyler.
- kind / politenazik, kibar
Be kind and polite to everyone. — Herkese karşı nazik ve kibar ol.
- lazytembel
My cat is lazy. It sleeps all day. — Kedim tembel. Bütün gün uyur.
- outgoingdışa dönük, girişken
She is outgoing and makes friends easily. — O girişkendir ve kolayca arkadaş edinir.
- patientsabırlı
A good teacher is patient. — İyi bir öğretmen sabırlıdır.
- popularpopüler, sevilen
Kerem is popular at school. — Kerem okulda çok sevilir.
- punctualdakik
I am punctual. I am never late for school. — Dakik biriyim. Okula asla geç kalmam.
- selfishbencil
Don't be selfish. Share your toys. — Bencil olma. Oyuncaklarını paylaş.
- shyutangaç, çekingen
He is shy and doesn't talk much in class. — O utangaç ve derste pek konuşmaz.
- smart / cleverakıllı, zeki
My sister is smart. She solves puzzles quickly. — Kız kardeşim zeki. Bulmacaları hızlı çözer.
- stubborninatçı
My little brother is stubborn. He never listens to me. — Küçük kardeşim inatçı. Beni hiç dinlemez.
- talkativekonuşkan
Ayşe is very talkative. She talks all the time. — Ayşe çok konuşkan. Sürekli konuşur.
- thoughtfuldüşünceli
It was thoughtful of you to call me. — Beni araman çok düşünceliydi.
- toleranthoşgörülü
Tolerant people respect different ideas. — Hoşgörülü insanlar farklı fikirlere saygı duyar.
- Karşılaştırma (Comparatives)
- taller than-den daha uzun boylu
Maria is taller than Kate. — Maria, Kate'ten daha uzun boylu.
- shorter than-den daha kısa boylu
I am shorter than my brother. — Ben erkek kardeşimden daha kısayım.
- slimmer / thinner than-den daha zayıf
Jack is slimmer than his father. — Jack babasından daha zayıf.
- younger than-den daha genç, küçük
My sister is younger than me. — Kız kardeşim benden küçük.
- older than-den daha yaşlı, büyük
My grandmother is older than my grandfather. — Babaannem dedemden daha yaşlı.
- more honest than-den daha dürüst
Eva is more honest than her sister. — Eva kız kardeşinden daha dürüst.
- more hardworking than-den daha çalışkan
Ali is more hardworking than his classmates. — Ali sınıf arkadaşlarından daha çalışkan.
- Sorular ve kalıplar
- What do you look like?Dış görünüşün nasıl?
I am tall and slim. I have curly hair. — Uzun boylu ve zayıfım. Kıvırcık saçlarım var.
- What are you like?Nasıl birisin? (kişilik)
I am cheerful and hardworking. — Neşeli ve çalışkan biriyim.
- What does your best friend look like?En iyi arkadaşın nasıl görünüyor?
She is short and has big eyes. — Kısa boylu ve büyük gözleri var.
- What is your best friend like?En iyi arkadaşın nasıl biri?
He is funny and generous. — Komik ve cömert biri.
- Do you look like your mum or dad?Annene mi babana mı benziyorsun?
I look like my dad. We both have hazel eyes. — Babama benziyorum. İkimizin de gözleri ela.
- look like-e benzemek
You look like your grandmother. — Babaannene benziyorsun.
- Can you describe your mother?Anneni tarif edebilir misin?
She is middle-aged and of medium height. — Orta yaşlı ve orta boylu.
- Who is younger than you in your family?Ailende kim senden küçük?
My sister is younger than me. — Kız kardeşim benden küçük.
- Diğer önemli kelimeler
- tell the truthdoğruyu söylemek
Always tell the truth. — Her zaman doğruyu söyle.
- tell liesyalan söylemek
She never tells lies. — O asla yalan söylemez.
- buy giftshediye almak
I buy gifts for my family on special days. — Özel günlerde aileme hediye alırım.
- get high marksyüksek not almak
He studies hard and gets high marks. — Çok çalışır ve yüksek notlar alır.
- helpyardım etmek
Can you help me with my homework? — Ödevimde bana yardım edebilir misin?
- patientlysabırla
The teacher explained the topic patiently. — Öğretmen konuyu sabırla anlattı.
- relativeakraba
We visit our relatives on holidays. — Bayramlarda akrabalarımızı ziyaret ederiz.
- celebrityünlü
My favourite celebrity is a singer. — En sevdiğim ünlü bir şarkıcı.
- buddy / friendarkadaş, kanka
Emre is my best buddy. — Emre benim en iyi kankam.
- family memberaile bireyi
Every family member helps at home. — Her aile bireyi evde yardım eder.
- hang out with friendsarkadaşlarla takılmak
I hang out with friends at the weekend. — Hafta sonu arkadaşlarımla takılırım.
- make jokesşaka yapmak
My dad likes making jokes. — Babam şaka yapmayı sever.
- make friendsarkadaş edinmek
Outgoing people make friends easily. — Girişken insanlar kolayca arkadaş edinir.
- sharepaylaşmak
We share our food at lunch. — Öğle yemeğinde yiyeceklerimizi paylaşırız.
- supportdesteklemek, destek olmak
Good friends support each other. — İyi arkadaşlar birbirine destek olur.
- get along welliyi anlaşmak
I get along well with my classmates. — Sınıf arkadaşlarımla iyi anlaşırım.
- get on welliyi geçinmek
My brother and I get on well. — Erkek kardeşimle iyi geçiniriz.
- stay at homeevde kalmak
I stay at home when it rains. — Yağmur yağınca evde kalırım.
- look beautifulgüzel görünmek
You look beautiful in that dress. — O elbiseyle güzel görünüyorsun.
- look handsomeyakışıklı görünmek
My brother looks handsome in his suit. — Ağabeyim takım elbisesiyle yakışıklı görünüyor.
- go on timezamanında gitmek
Punctual people always go on time. — Dakik insanlar her yere zamanında gider.
- be lategeç kalmak
Don't be late for the bus. — Otobüse geç kalma.
- describetarif etmek, betimlemek
Can you describe your best friend? — En iyi arkadaşını tarif edebilir misin?
- luckyşanslı
I am lucky to have good friends. — İyi arkadaşlarım olduğu için şanslıyım.
- reach the shelvesraflara uzanmak
Tall people can reach the shelves easily. — Uzun boylu insanlar raflara kolayca uzanabilir.
Bu ünitede eşleşen kelime yok.
Bu kelimeleri ezberlemek yerine kalıcı öğren.
7. sınıfta öğrendiğin kelimeler 8. sınıf ünitelerinin temelidir. Uygulamayla 8. sınıf ve LGS kelimelerine şimdiden quiz, kart ve oyunlarla başla.