LGS İngilizce 4. ünite (Telefonda) için 128 kelime ve kalıbın Türkçe anlamları ve örnek cümleleri. Anlamları gizleyip kendini test edebilir ya da listeyi yazdırabilirsin.
amazinginanılmazOrta
The fireworks show last night was amazing. — Dün geceki havai fişek gösterisi inanılmazdı.
applicationuygulama, başvuruOrta
I downloaded a language learning application on my phone. — Telefonuma bir dil öğrenme uygulaması indirdim.
arrival timevarış saatiOrta
What is the arrival time of the plane? — Uçağın varış saati ne?
ask for a servicehizmet talep etmekOrta
You can call this number to ask for a service. — Hizmet talep etmek için bu numarayı arayabilirsin.
availableuygun, müsaitOrta
Are you available on Saturday afternoon? — Cumartesi öğleden sonra müsait misin?
book a flight ticketuçak bileti rezervasyonu yapmakOrta
We booked a flight ticket to Antalya. — Antalya'ya uçak bileti rezervasyonu yaptık.
buy somethingbir şey satın almakOrta
I want to buy something for my mother's birthday. — Annemin doğum günü için bir şey satın almak istiyorum.
buy something onlineinternetten bir şey satın almakOrta
My mother buys something online every week. — Annem her hafta internetten bir şey satın alır.
calltelefonla aramak, aramakOrta
Please call me when you arrive at the airport. — Havalimanına vardığında lütfen beni telefonla ara.
call centerçağrı merkeziOrta
I called the call center about my order. — Siparişim hakkında çağrı merkezini aradım.
cell phonecep telefonuOrta
My cell phone battery is low. — Cep telefonumun şarjı az.
change a productbir ürünü değiştirmekOrta
You can change a product within fourteen days. — Bir ürünü on dört gün içinde değiştirebilirsin.
collect garbage for a clean environmenttemiz bir çevre için çöp toplamakOrta
We collect garbage for a clean environment every spring. — Her bahar temiz bir çevre için çöp toplarız.
commanderkomutanOrta
The commander gave orders to the soldiers. — Komutan askerlere emir verdi.
commentyorumKolay
She wrote a nice comment under her friend's photo. — Arkadaşının fotoğrafının altına güzel bir yorum yazdı.
communicateiletişim kurmakOrta
We communicate through the internet. — İnternet aracılığıyla iletişim kurarız.
communicationiletişimOrta
Good communication is the key to strong relationships. — İyi iletişim, güçlü ilişkilerin anahtarıdır.
confirmonaylamakOrta
Please confirm your email address to activate your account. — Hesabınızı etkinleştirmek için lütfen e-posta adresinizi onaylayın.
connectbağlamakKolay
Please connect to the Wi-Fi network. — Lütfen Wi-Fi ağına bağlanın.
conversationsohbetOrta
We had a long conversation about music. — Müzik hakkında uzun bir sohbet ettik.
countrysidekırsal alanOrta
They love spending weekends in the quiet countryside. — Hafta sonlarını sessiz kırsal alanda geçirmeyi çok severler.
customermüşteriKolay
The store manager answered all customer questions politely. — Mağaza müdürü tüm müşteri sorularını kibarca yanıtladı.
decisionkararOrta
Making the right decision about your future is important. — Geleceğiniz hakkında doğru kararı vermek önemlidir.
deliveryteslimatOrta
The courier made the pizza delivery in thirty minutes. — Kurye pizza teslimatını otuz dakikada yaptı.
departurekalkışOrta
The departure is at nine o'clock. — Kalkış saat dokuzda.
disabledengelliOrta
Special ramps are built for disabled people at the entrance. — Girişte engelli insanlar için özel rampalar yapılmıştır.
doctor's appointmentdoktor randevusuOrta
I have a doctor's appointment at three o'clock. — Saat üçte doktor randevum var.
donatebağışlamakKolay
They donate clothes to the poor. — Fakirlere kıyafet bağışlarlar.
each otherbirbirleriniZor
True friends always respect and listen to each other. — Gerçek arkadaşlar her zaman birbirlerine saygı duyar ve birbirlerini dinler.
easykolayOrta
This guitar song is easy to play. — Bu gitar şarkısını çalmak kolay.
educativeeğiticiZor
Documentaries about nature are both entertaining and educative. — Doğa hakkındaki belgeseller hem eğlendirici hem de eğiticidir.
especiallyözellikleKolay
I love fruits, especially strawberries. — Meyveleri severim, özellikle çilekleri.
fasthızlıOrta
He is the fastest runner in our class. — O, sınıfımızdaki en hızlı koşucu.
find your way in the traffictrafikte yolunu bulmakOrta
A map app helps you find your way in the traffic. — Harita uygulaması trafikte yolunu bulmana yardım eder.
flight costuçuş ücretiOrta
The flight cost is higher in summer. — Uçuş ücreti yazın daha yüksek.
flight reservationuçuş rezervasyonuOrta
I want to make a flight reservation for Friday. — Cuma günü için uçuş rezervasyonu yapmak istiyorum.
for the sake ofuğruna, yararınaOrta
He did it for the sake of his family. — Bunu ailesi uğruna yaptı.
foreign countryyabancı ülkeZor
Traveling to a foreign country helps you learn new cultures. — Yabancı bir ülkeye seyahat etmek yeni kültürler öğrenmenize yardımcı olur.
futuregelecekKolay
What are your career plans for the future? — Gelecek için kariyer planlarınız nelerdir?
get driver's licenseehliyet almakZor
You must be at least 18 years old to get driver's license. — Ehliyet almak için en az 18 yaşında olmalısınız.
get marriedevlenmekZor
My uncle and aunt will get married next summer. — Amcam ve teyzem gelecek yaz evlenecekler.
gifthediyeKolay
She received a lovely book as a birthday gift. — Doğum günü hediyesi olarak güzel bir kitap aldı.
give medical caretıbbi bakım vermekOrta
Doctors give medical care to injured people. — Doktorlar yaralı insanlara tıbbi bakım verir.
give tips about a foreign countryyabancı bir ülke hakkında ipuçları vermekOrta
Travel bloggers give tips about a foreign country. — Gezi blog yazarları yabancı bir ülke hakkında ipuçları verir.
go campingkamp yapmakKolay
We packed our tents and sleeping bags to go camping in the mountains. — Dağlarda kamp yapmak için çadırlarımızı ve uyku tulumlarımızı topladık.
graduatemezun olmakKolay
She will graduate from university next year. — Gelecek yıl üniversiteden mezun olacak.
hang onbekleKolay
Hang on a second, I will call my sister to the phone. — Bir saniye bekle, kız kardeşimi telefona çağıracağım.
hang up the phonetelefonu kapatmakOrta
Please don't hang up the phone, I have a question. — Lütfen telefonu kapatma, bir sorum var.
have information from distant placesuzak yerlerden bilgi almakOrta
The internet helps us have information from distant places. — İnternet uzak yerlerden bilgi almamıza yardımcı olur.
hearduymakKolay
Speak louder, please; I cannot hear you clearly. — Daha yüksek sesle konuşun lütfen; sizi net duyamıyorum.
help disabled childrenengelli çocuklara yardım etmekOrta
Our class collected books to help disabled children. — Sınıfımız engelli çocuklara yardım etmek için kitap topladı.
help the people in needihtiyacı olan insanlara yardım etmekOrta
Volunteers help the people in need after a disaster. — Gönüllüler afetten sonra ihtiyacı olan insanlara yardım eder.
historic placetarihi yerOrta
Topkapı Palace is a very famous historic place in Istanbul. — Topkapı Sarayı, İstanbul'da çok ünlü bir tarihi yerdir.
historytarihKolay
Learning about world history helps us understand the present. — Dünya tarihini öğrenmek günümüzü anlamamıza yardımcı olur.
hold onhatta beklemek, beklemekKolay
Please hold on the line while I transfer your call. — Ben aramanızı aktarırken lütfen hatta bekleyin.
I beg your pardonaffedersiniz, özür dilerimOrta
I beg your pardon, could you repeat that? — Affedersiniz, tekrar eder misiniz?
improvegeliştirmekKolay
You should practice to improve your English. — İngilizceni geliştirmek için pratik yapmalısın.
improve a foreign languageyabancı dili geliştirmekOrta
Watching films helps you improve a foreign language. — Film izlemek yabancı dilini geliştirmene yardımcı olur.
inventicat etmekOrta
Thomas Edison helped invent the electric light bulb. — Thomas Edison elektrik ampulünü icat etmeye yardımcı oldu.
inventionicatOrta
The telephone was a great invention. — Telefon harika bir icattı.
keep in touchiletişimde kalmakKolay
Let's keep in touch after graduation. — Mezuniyetten sonra iletişimde kalalım.
learn about a billfatura hakkında bilgi almakOrta
I called the company to learn about a bill. — Bir fatura hakkında bilgi almak için şirketi aradım.
learn about something morebir şey hakkında daha fazla bilgi edinmekOrta
Press three to learn about something more. — Daha fazla bilgi edinmek için üçe basın.
learn how to cook somethingbir şeyin nasıl pişirileceğini öğrenmekOrta
I watch videos to learn how to cook something new. — Yeni bir şeyin nasıl pişirileceğini öğrenmek için video izlerim.
learn the lyrics of a songşarkının sözlerini öğrenmekOrta
I use the internet to learn the lyrics of a song. — Bir şarkının sözlerini öğrenmek için interneti kullanırım.
leave a messagemesaj bırakmakKolay
She is not available right now; would you like to leave a message? — Şu anda müsait değil; bir mesaj bırakmak ister misiniz?
make a complaintşikayet etmek, şikayette bulunmakOrta
I want to make a complaint about my order. — Siparişim hakkında şikayette bulunmak istiyorum.
make a phone calltelefon görüşmesi yapmakOrta
I need to make a phone call to the doctor. — Doktorla bir telefon görüşmesi yapmam gerekiyor.
make a videovideo yapmakOrta
We want to make a video for our school project. — Okul projemiz için video yapmak istiyoruz.
meet upbuluşmakOrta
Let's meet up at the café after school. — Okuldan sonra kafede buluşalım.
messenger birdhaberci kuşZor
In ancient times, people used messenger birds to send letters. — Antik zamanlarda insanlar mektup göndermek için haberci kuşlar kullanırdı.
old-fashioned wayeski usul, eski yöntemOrta
My grandmother still writes letters the old-fashioned way. — Büyükannem hâlâ eski usul mektup yazıyor.
online communicationçevrimiçi iletişimOrta
Online communication helps us talk to friends far away. — Çevrimiçi iletişim uzaktaki arkadaşlarımızla konuşmamıza yardımcı olur.
order something to eatyiyecek bir şey sipariş etmekOrta
Let's order something to eat for dinner. — Akşam yemeği için yiyecek bir şey sipariş edelim.
phonetelefonla aramak, telefonOrta
I will phone my grandmother this evening. — Bu akşam büyükannemi telefonla arayacağım.
plant treesağaç dikmekOrta
Our school plans to plant trees in the garden. — Okulumuz bahçeye ağaç dikmeyi planlıyor.
play an educative gameeğitici oyun oynamakOrta
My little brother likes to play an educative game on the tablet. — Küçük kardeşim tablette eğitici oyun oynamayı sever.
postcardkartpostalKolay
I sent a colorful postcard to my grandparents from Rome. — Roma'dan büyükanne ve büyükbabama renkli bir kartpostal gönderdim.
practice your lessonsderslerini çalışmakOrta
You can practice your lessons with this application. — Bu uygulamayla derslerini çalışabilirsin.
printing machinebaskı makinesiOrta
Gutenberg's printing machine revolutionized the spread of knowledge. — Gutenberg'in baskı makinesi bilginin yayılmasında devrim yarattı.
purposeamaçOrta
What is the purpose of this experiment? — Bu deneyin amacı nedir?
put someone through to someonebirini birine bağlamakOrta
Could you put me through to the manager, please? — Beni müdüre bağlayabilir misiniz, lütfen?
raise awarenessfarkındalık yaratmakOrta
Our environmental club aims to raise awareness about recycling. — Çevre kulübümüz geri dönüşüm hakkında farkındalık yaratmayı hedefliyor.
rangemenzil, aralık, çeşitOrta
Smoke signals had a short range. — Duman işaretlerinin menzili kısaydı.
realitygerçeklikOrta
Virtual reality games make players feel inside another world. — Sanal gerçeklik oyunları oyuncuları başka bir dünyanın içinde hissettirir.
receiveralıcıOrta
Write both the sender and receiver names on the envelope. — Zarfın üzerine hem gönderen hem de alıcı isimlerini yazın.
refugeemülteciOrta
The international charity provided warm shelters for refugees. — Uluslararası yardım kuruluşu mülteciler için sıcak barınaklar sağladı.
repeattekrarlamakKolay
Can you repeat the question slowly, please? — Soruyu yavaşça tekrarlayabilir misiniz lütfen?
report problems with deliveryteslimatla ilgili sorunları bildirmekOrta
Press two to report problems with delivery. — Teslimatla ilgili sorunları bildirmek için ikiye basın.
return a productbir ürünü iade etmekOrta
I want to return a product because it is broken. — Bozuk olduğu için bir ürünü iade etmek istiyorum.
return ticketgidiş dönüş biletiOrta
A return ticket includes the journey back. — Gidiş-dönüş bileti dönüş yolculuğunu da içerir.
safetygüvenlikKolay
Safety comes first in the laboratory. — Laboratuvarda güvenlik her şeyden önemlidir.
say good wishesiyi dileklerini söylemekOrta
We called our teacher to say good wishes on her birthday. — Doğum gününde iyi dileklerimizi söylemek için öğretmenimizi aradık.
send a messagemesaj göndermekOrta
Can you send a message to Ali about the party? — Parti hakkında Ali'ye mesaj gönderebilir misin?
send an e-maile-posta göndermekOrta
Please send an e-mail to your teacher about the project. — Lütfen proje hakkında öğretmenine e-posta gönder.
send materials to the refugeesmültecilere malzeme göndermekOrta
The charity sends materials to the refugees. — Yardım kuruluşu mültecilere malzeme gönderir.
sendergönderenKolay
Check the sender of the email before clicking any unknown links. — Bilinmeyen bağlantılara tıklamadan önce e-postayı göndereni kontrol edin.
sharepaylaşmakKolay
Good friends share their happiness and problems with each other. — İyi arkadaşlar mutluluklarını ve sorunlarını birbirleriyle paylaşırlar.
share ideas and opinionsfikirlerini ve düşüncelerini paylaşmakOrta
We share ideas and opinions in our English club. — İngilizce kulübümüzde fikirlerimizi ve düşüncelerimizi paylaşırız.
single tickettek yönlü biletOrta
I need a single ticket to Izmir. — İzmir'e tek yönlü bir bilete ihtiyacım var.
smartphoneakıllı telefonOrta
You can do many things with a smartphone. — Akıllı telefonla pek çok şey yapabilirsin.
smoke signalduman işaretiOrta
Native tribes used smoke signals to communicate over long distances. — Yerli kabileler uzak mesafelerden iletişim kurmak için duman işaretleri kullanırdı.
social networksosyal ağKolay
She uses the social network to keep in touch with old friends. — Eski arkadaşlarıyla iletişimde kalmak için sosyal ağı kullanıyor.
soldieraskerOrta
The soldier sent a message with a messenger bird. — Asker haberci kuşla bir mesaj gönderdi.
solve puzzlesbulmaca çözmekOrta
I solve puzzles on my phone on the bus. — Otobüste telefonumda bulmaca çözerim.
surgical operationcerrahi operasyonZor
The surgeon performed a delicate surgical operation on the patient. — Cerrah hasta üzerinde hassas bir cerrahi operasyon gerçekleştirdi.
take an examsınava girmekKolay
Students will take an important English exam next Monday. — Öğrenciler gelecek pazartesi günü önemli bir İngilizce sınavına girecekler.
talk face to faceyüz yüze konuşmakOrta
I prefer to talk face to face with my friends. — Arkadaşlarımla yüz yüze konuşmayı tercih ederim.
technological developmentsteknolojik gelişmelerOrta
Technological developments changed the way we communicate. — Teknolojik gelişmeler iletişim kurma şeklimizi değiştirdi.
telegraphtelgrafOrta
People sent news by telegraph in the past. — Geçmişte insanlar haberleri telgrafla gönderirdi.
telephonetelefonOrta
Alexander Graham Bell invented the telephone. — Alexander Graham Bell telefonu icat etti.
television transmissiontelevizyon yayınıOrta
Satellite dishes receive digital television transmission from space. — Çanak antenler uzaydan dijital televizyon yayını alırlar.
text a messagemesaj yazmakOrta
She texts a message to her mother after school. — Okuldan sonra annesine mesaj yazar.
throughboyuncaKolay
The train passed slowly through the long mountain tunnel. — Tren uzun dağ tünelinin içinden (boyunca) yavaşça geçti.
throughoutboyunca, süresinceOrta
People have communicated in different ways throughout history. — İnsanlar tarih boyunca farklı yollarla iletişim kurdular.
ticket pricebilet fiyatıOrta
The ticket price is lower on weekdays. — Bilet fiyatı hafta içi daha düşük.
toughzorOrta
LGS exam questions can be tough, but daily practice helps. — LGS sınav soruları zor olabilir, ancak günlük pratik yapmak yardımcı olur.
touristic destinationturistik destinasyonOrta
Cappadocia is a world-famous touristic destination in Turkey. — Kapadokya, Türkiye'de dünyaca ünlü bir turistik destinasyondur.
transatlantictransatlantikZor
Charles Lindbergh made the first solo transatlantic flight. — Charles Lindbergh ilk tek kişilik transatlantik uçuşunu gerçekleştirdi.
transatlantic television transmissiontransatlantik televizyon yayınıOrta
The first transatlantic television transmission was in 1962. — İlk transatlantik televizyon yayını 1962'de yapıldı.
translate a sentencebir cümleyi çevirmekOrta
Can you translate this sentence into Turkish? — Bu cümleyi Türkçeye çevirebilir misin?
travel agentseyahat acentesiOrta
The travel agent booked our hotel. — Seyahat acentesi otelimizi ayırttı.
unavailablemevcut değilOrta
The doctor is currently unavailable because he is in surgery. — Doktor şu anda ameliyatta olduğu için müsait (mevcut) değildir.
use social networkssosyal ağları kullanmakOrta
Many teenagers use social networks every day. — Pek çok genç her gün sosyal ağları kullanır.
voluntarygönüllüOrta
She does voluntary work at the animal shelter. — Hayvan barınağında gönüllü çalışıyor.
warnuyarmakOrta
Soldiers used smoke signals to warn people. — Askerler insanları uyarmak için duman işaretleri kullanırdı.
write a lettermektup yazmakOrta
My grandfather likes to write a letter to his old friends. — Büyükbabam eski arkadaşlarına mektup yazmayı sever.
write a postcardkartpostal yazmakOrta
I always write a postcard to my cousin on holiday. — Tatilde kuzenime hep kartpostal yazarım.
Bu ünitede eşleşen kelime yok.
Bu kelimeler LGS'de bağlam içinde sorulur. Aşağıdaki sorular uygulamadaki 1000 açıklamalı sorudan seçildi; önce kendin çöz, sonra açıklamaya bak. Soru kökleri için çalışma rehberine göz atabilirsin.